İnsanoğlu Unutkandır

Toplumsal olarak 4-5 günlük hafızamızdan bahsetmiyorum. Onla ilgili bir başlık da sizden bekliyorum...


İnsanoğlu unutkandır. Bu ne büyük nimettir. İnsanoğlu çoğu kez unuttuğu hatırlayamadığı bir sözü veya anıyı hatta kimi zaman huzuru tekrar duyumsamak için hatırlamaya çalışır. Geçmişte yaptığımız şeyleri düşünmek hatta yapmadıklarımızı hayal etmek yaşamaya benzer. Zaten Tüm yaşadıklarımızı rüya değil mi ki... Tüm bunlara rağmen hayat her zaman tatmin edici mutlululuk ve huzur verici olaylar dizisi değildir. Her ne kadar herşey insanlar içindir gibi avungaçlarımız olsa ve yaşadığımız çoğu sıkıntının biraz büyük bir gözlükle ,biraz geriden bakıldığında komik belki de dramatik ama o kadar da samimi,absürd komedi kadar dengesiz ;yalnızca bir oyunmuşcasına umursanmayacak şeylerden oluşsa da; nsanoğlu geleceğini ,hadi onu geçtik, anını bedbaht ve huzursuz edecek düzeyde geçmişi ile üzülebilir pişman olabilir. hatta ve hatta tüm bunların akabinde hayatına kastedebilir. Tüm bunların farkında bir yaratılışa sahip olsak gerek ki insanoğlu herşeye rağmen ne mutlu ki unutabilen bir varlıktır. Üzülür unutur. Pişman olur unutur. Rezil rüsva olur unutur. Geri dönülmez hatalar yapar unutur.Ne hazindir ki bu büyük yetiye şükretmeyi de unutan belki de hiç hatrına getirmeyen de yine bizim samimi ama unutkan insandan başkası değildir.

İnsanoğlu yaşadığı mutlu ve hüzünlü herşeyi unutabilir. İnsanoğlu aldatabilir de. Geçmişin bizim için önemi nedir hususunda konuşmak gerekirse ilkin geleceğimiz söz konusudur. İnsanların çoğu ne yazıktır ki geçmişleri neticesinde değerlendirilirler. Burdan bakılırsa insanlar değişime açık değildir. Bir katil hırsız yankesici veya fahişe doğru biriyle karşılaşıp ,ne mutlu ona ,doğru ona öğretildiği vakit veya akledip de yanlışların yanlış olduğunu farketmesi sonucunda doğruyu bulabilir. Zaten insan olmanın da esrpisi bu değil midir. Yanlış yapabilme imkanına rağmen hatta bizatihi yanlışa teşebbüs etmiş ve onu icra etmiş olma rezilliğine rağmen pişman olma halinde doğruyu bulacak olması değil midir insanın güzelliği ,güzel insanları iyi insan yapan. Hatta devlet düzeni milletlerin kültürel gelişimleri ,ve hayatın her basamadğındaki kurulu gelişmiş ve evrimsel olarak iyiye giden hemen hemen tüm düzenler insana doğruyu yöneltme insanın doğruyu keşfedip hatta onun cazibesine kapılıp kendi rızası ve vicdanı ile ona ulaşması üzerine kuruludur. İşte bu basamakta devlet sistemleri dahil belki de kötülerin kötü olmasının kötü olarak farkedilmesini isbatlamaya yarayacak olması düşünülerek ve belkide mecburiyetten geçmişi kötü olanların- ki ona deyineceğim -geçmiş hiçbir şey ifade etmemelidir , kötü insanlar olduğunu söyler ve fikirsel ve düşünsel olarak değişime uğradıklarını inkar edip onları doğrudan veya dolaylı olarak hukuksal ve sosyal açıdan cezalandırma yoluna giderler. Gerek devlet düzenlerinde, gerek aile bağlarında, gerekse arkadaşlıklar arasında bu kural geçerlidir. İnsanlar suçlanmak ve geri dönüşsüz hareket etmek noktasına kesin ama yanlış çizgilerle çizilmiş bir sahada oynayan oyuncular gibidir. Takım değiştirme hakkı varımş gibizi gözüken ama bir malmışcasına tüm hak ve yetkileri kulüplerinde olan paralı ve şöhret köleler olan futbolcular benzeri takım değiştirme hakları doğrudan kendilerinde gibi gözüken ama takım değiştireyemen insanlar gibidir bunlar..i

Additional information