İnsanın Sıradanlığı

İnsanın doğası sıradanlık ve geçicilik

 

insan olarak yapımız düşüncelerimiz geçmişimiz ve bünyesel olarak sahip olduklarımız benzersiz ve yalnız bizlere özgü şeylerdir. Bunun yanında kategorize edildiğinde ve genellemelerde ihtiyaç duyulduğu üzere bazı ayrıntılarda yuvarlama yolu ile bir sonuca varmaya çalışırsak doktorların genetikçilerin ve hatta kimya ve fizikçilerin ve diğerlerinin bize gösterdiği şekilde hepimiz bünyesel olarak benzeriz. Benzer kelimesi daha iyi oturmasına rağmen daha net bir ifade ile hemen hemen aynıyız. Aslında bedensel olarak haklı ve makul gözüken bu çıkarımı doğrudan düşünsel ve fikirsel zeminde de söyleyebiliriz. Şöyle ki doğrudan toplum ve sosyal çevre ile olsnu, ilkel ya da kopmlex ihtiyaç ve gereksinimlerimiz gereği olsun ya da genetik olarak bizlerdeki bizi, biz yapanı paylaştığımız evebeyn ve atalarımızdan gelmesi ile olsun insanlar fikirsel olarak da hemen hemen aynıdır. Tüm insanlar benzer ve sıradandır. Yalnız bu noktada toplumsal sıradan ve önemsizliği vurgulayan bu yaklaşımın hemen ardından bireysel bakışa yöneldiğimizde şunu göreceğiz ki , bilincin sahibi insan kendi doğruları geçmişi ve yine kendi beklenti ve çıkarları doğrultusunda düşünsel yapısı şekillenen birey her şeyden önce kendisini düşünecektir. Toplum , insanlar dünya ve diğerleri ondan bir sonraki basamağı teşkil edecektir. Esas olarak diğerleri yoktur. Bireyin kendi vardır. Çünkü bireyin kendisinin yokluğu beraberinde bilincini kaybetmesi ve dolayısı ile tüm dünyanın yok olması manasına geleceğinden evrende bireyin kendinden daha önemli bir şey yoktur. Bireyin çıkarları, düşünceleri ve beklentileri diğer her şey den daha önemli bir noktadadır. Toplumsal ve bireysel bakıştaki bu paradoksun birleştirilmesi doğrudan mümkün değildir. Bu yüzden toplumsal kuralları bireylerden bağımsız ve onların etkilerinden bahsedilmeyecek bir şekilde şekillenmesi ve uygulanması gerekmektedir. Çünkü her biri en mühim ve benzersiz olan insanları, sıradan görür halde yönetmek mükemmeliyetçi bir yaklaşıma aykırı olmak manasına gelir. Aslında ahlaki olandan uzak olmak anlamına geldiği de söylenebilir elbette.  İnsanların doğasının ve bireyden bağımsız olduğu halde tüm dünyanın yok olduğu anda geçmişteki şeylerin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Hatta o noktaya gelinmeden bile hafızası aynen korunmuş bünyelerde dahi geçmiş, yaşanmış mutluluklar hüzünler kinler veya anılar o anda hiçbir mana taşımayacaktır. Çünkü o vakit geçmiştir. Asla geri gelmeyeceği gibi orda değişiklikler ve oynamalar yapma imkanı yoktur. Olan olmuş ve ancak bunun muhabbeti ve karşılıklı hatırlanması mümkündür. Bu hatırlamalarda esas olarak zamanın boşa gitmesinden başka bir anlam taşımayacaktır . belki onlar hatırlandığında hüzünle karışık bir gülümseme ve dolayısı ile mutluluk olacağı iddia edilebilir ama pek de makul bir sonuç değildir. Zamanın boşa harcanmasıdır.

zamanın dolu harcanması ne demektir?

Additional information