Egosal yenilginin farkındalığı

dinlemek için

İnsanoğlunun pek çok zafı, pek çok yaşam kalitesi ve mutluluk inhibisyon mekanizması vardır. Semavi dinlerde geçtiği üzere, bu dinlerin "mutlak mükemmeli yaratıcıya karşı da en büyük suç"u; zaten inkardan da önce ona karşı çıkmak, egosunun onun karşısında üstünde olduğunu iddia edercesinde durmasıdır.

 

Bunu günlük hayatımızda ve hayatımızı uğruna şekillendirdiğimiz ideallerimiz için olan uğraşlarımızda da görmekteyiz.  Bu uğraşların yanında, rutin arkadaş ilişkileri ; evebeyn-çocuk ilişkilerinde dahi bunları görmekteyiz. Hatta ve hatta doğrudan sevgi ve duygusal bağlantıların tek kriter olduğu iddia edilen kadın-erkek ilişkilerinde dahi bu tür durumları ilişkilere zarar verir halde görebiliriz.

 

Bu zarar mekanizması esas olarak şu şekildedir. Kişinin karşıdakinden beklentisi ya da onun kişiden beklentisinden önce; egosunu ön plana koayması ile süreç başlar. Güç, üstünlük vazgeçilememezlik ön plana çıkar zamanla. Hatta bu üstünlük ve tekelliğin süreç içindeki durumundan daha çok, geleceği durumu karmaşıklaştırır. Kurumsal, devletsel yada ikili; çıkarlarla yada duygularla ilgili fark etmeksizin, bu her türlü ilişkilde, hali hazırda sağlıklı ve kişisel özbeğenisi yüksek kişi ;karşıdakinin onun önüne geçme ihtimalinden rahatsız olur. Bu potansiyeli ile orantılı olarak (artan veya azalan potansiyelle) güçlenir veya zayıflar. Gençlikte potansiyelin yüksekliği öylesine vurgulu ve öylesine ön plana geçer ki,artık yalnızca bu karşıdakinin, (karşı görüş veya başka bir şey de olabilir) gencin savunduklarının önüne geçme ihtimali(ondan üstün olma ihtimali )her şeyi yenmiştir. Sağlıklı  ya da farkında olsa dahi, bu karşıdakinin davranışlarının gencin durumunu bozma ihtimali, eylemsizliğine karşı halihazırda yapılmamış müdahelelere karşın önceden ve çok güçlü bir tepki ile karşılaşır.

Bu durumlar düzelmesi belki tedavisi ne yazıkki; nihayet davranışların ve insiyatifin çok az anlam kazandığı, potansiyelin kaybedildiği ileri zamanlarda ve belki kurumsal ya da varoluşsal yaşlanma zamanlarında baş göstermektedir. Ne yazık ki bu zamanlarda da artık, salt potansiyel enerjinin yüksekliği ve pes etmişliğin verdiği çaresizlik nedeni ile yapıldığı zannedilen bu pozitif insiyatif alma eğilimi, güç odaklarınca dinlenilmez ve hiçbir şekilde hayata uygulanamaz.

Halbuki bu sürecin sonuna gelip iki taraflı etkileşim halindeki “potansiyelini kaybetme-potansiyel insiyatifi hakkıdna sağlıklı karar verebilme” sürecini yaşayan kişi, gardının düşmesi mekanizmayı dışarıdan takip imkanları ile artık önceden savunduğu şeylerin olumlu yanlarını hala görüyor olma ihtimaline karşın, diğer savların da çok daha anlamlı yanları olduğunu fark etmektedir

 

 

 

. Daha önemlisi egosundan sıyrılmış ve artık farkındalığı sayesinde “iyinin egosu” ile bakabilen ve bunun hediyesi “iyinin affediliciliği” ni de hisseden yeni farkında kişi yalnızca bu egolar savaşındaki gereksiz kayıplara üzülülebilecek ve belki mutlak geniş bir yenilginin dünya idealine katabileceği güzellikleri hissedecektir.

 

Additional information