Bensellik

            Bensellik

Düş’üme teşekkürler,sevgilerimle

 

Küresel, evrensel, bütünsel, kişisel, parasal, onursal, kimyasal…

Bu “–sel  eki, yapım eki olan  “hani “–e göre, o açıdan” anlamı taşıyan “–sel” eki en çok “bana” yakışıyor. Yani “ben” kelimesine, benliğime…

Hayat ben’dedir. Hayat ben’im ve hayatım benim. Her şey Ben’a göredir. Dünya benim için döner, ben yoksam dünyanın anlamı yoktur. Siz yoksanız da dünyanın anlamı yok, bir bakın. Kendinizi çıkarın hayattan, kim kalır, hangi anlam yaşayabilir? “BEN yoksam, hiçbir şeyin anlamı yok. “ Ben-ciliz, ben-ciyiz! Yaptığımız her hareket ben merkezli, hiçbir şey aslında başkası için değildir, her şey kendimiz içindir önce ve mutlaka. Her yaptığımız döner dolanır ve Ben’a dayanır. İyiliğimiz de kötülüğümüz de kendimizedir ki kutsal dinler, insani inançlar da böyle düşündürür. Her kişi kendinden sorumludur, kendini yaşatır. Kendi için yaşar, ancak kendisi içinse yaşayabilir. Kimse için değil! (eleştirmiyorum, doğrusu budur!)

Bütün insanlar çıkarcıdır!

 Mutluluk çıkarımızdır! (Mutluluk her zaman iyi midir peki?İyi mutlu mudur ya daı Bu başka bir yazının konusu olsun.)

 Yemek için mi yaşıyor, yaşamak için mi yiyoruz derler ya. Mutlu olmak için yiyor ve yaşıyoruz. Tüm ümitlerimiz mutlu olmamız içindir, hem de dolaylı yollardan etkileri bir yana başka herhangi birinin mutlu olması için değil, sırf kendimizin, benliğimizin çıkarları için yaşarız yeriz. Benliğimizi beslemek için… BenSelliğimizi yaşamak için…

Adımımızı atmamız noktası bile, hızlı yürüyorsak da yavaş yürüyorsak da merdivenleri asansöre tercih ediyorsak da daha önceki tecrübelerimizden çıkardığımız şekilde bizi bu hali ile daha mutlu ve kâr lı yaptığı için böyledir.

Bu örnekleri ve dolayısı ile metni daha da uzatabilirim. Tabi acabalarınızı tatmin etmek istiyorsanız bu konuda kendiniz de kafa yorabilirsiniz. Yorarsanız çıkarınızadır, yormadıysanız da mutlaka içinde bir çıkar barındırır. Kısacası an itibari ile başroldesiniz* ve her birimiz “bensellik” ile yaşarız. Dünya her birimizin etrafında dönüyor! İnanın, hayatın tek başrolü var, o da BEN. Hiçbir oyuncu başrolü bırakıp (isteyerek, bilerek, bilinç haliyle, ya da o uygun kelimeyi anlamış olmalısınız o şekilde), figüranlığa meyletmez. Etmemelidir zaten. Canımıza çok açık ve net bir kastı olan, işin en başından senle ben vitaminken bile bu kastı bağıra bağıra itiraf eden, her an yüzümüze çarpan bu hayatta başrolün sahibi sizsiniz. Her işinizde kendinizi düşünüyorsunuz.  “hadi canım”…Demeyin. Öylesiniz.

Sevgili oyuncular,

Varsa , yönetmen ya da yapımcımızın bize verdiği en büyük nimetlerden biri an’ı anda yaşamaktır, yaşayabilmektir. Aşık olun, nefes alın, yaşadığınızı itiraf edin. Kendiniz için yaşadığınızı, kendinizi yaşadığınızı, sizden daha önemli kimsenin olmadığını / olamayacağını, hayatınızın sahibi olduğunuzu, tüm mutlulukları hak edebilecek bir fıtratla oluştuğunuzu, ademin çocukları ve cennetin babamızın tapulu malı olduğunu, ona ulaşmak için çalıştığımızı, her şeyi bunun için yaptığımızı itiraf edin hadi.  Güçlü bir itiraf olsun bu…

Dürüst olun. Yalan söylemeyin.

Başrol dedik ya önemli bir ayrıntıyı yazalım, hayat uzun metrajlı bir film değildir, gerçektir, doğru an da yaşanır. (Felsefede gerçek-doğru ayrımını incelemelisiniz) 

Anında yaşanır. Ansızın yaşanır. Her an yaşanır. Kaçırmayın replikleri. Fırça yersiniz. Kimden mi? Önce kendinizden tabi… Hemen gaza gelip saçmalamayın da.

Ama hayatı kaçırmayın!

Yaşıyorsunuz.

Fark edin.

Kendinizi yaşıyorsunuz. (kimseyi değil, kimse için değil, zaten kimse için ölmezsiniz, “ölürüm sana”diye ancak şarkı söylersiniz, haklısınız, çok haklı! )

Nefes alın şimdi, hissedin yaşadığınızı, kalbinizin atışını, nefes alışınızı, oksijenin hücrenizde bin bir reaksiyona girip sizin için uğraştığını… Her şeyin sizin için, sizinle var olduğunu… Siz yoksanız gerisinin mühim olmadığını…

Hayatınızı var eden, önemseyen, önemseten, yaşatan, bilen, gören, duyan, seven, sevdiren, değiştiren, değiştirmeyen, koruyan… Tüm fiillerin sahibisiniz. Düşlerinizi ve hayatınızı es geçmeyin, sizindir hepsi. Bütün sıfatları üstlenmeye kalkabilirsiniz, isminizi değiştirebilirsiniz, koşup oynayabilirsiniz.  Tüm kelimeler sizin içindir, bütün güzellikler göresiniz diyedir, şükredesiniz, yaşadığınızı ve yaşatılmak istendiğinizi bilesiniz diyedir. Yağmur sizin için yağar, bitkiler sizin için fotosentezle uğraşır… Siz niye kendiniz için yaşamıyorsunuz? Yaşıyorsunuz da itiraf etmiyorsunuz, bırak hocam… Nefes Al. Hisset…Hadi…

Nefes alın, devam edin.

Yaşayın!

Bu bir emirdir!

Kendinize bu emri verin!

Alişan Burak

 

Additional information