An İtibariyle Başroldesiniz

İnsanoğlu her daim hayattan beklentiler içerisindedir. Ufuktaki ümitlerine ve yalnız orada olduğuna inandığı mutluluklarına kendini öylesine kaptırır ki kimi zaman ayaklarının bastığı yeri unutur. Ya da ayaklarının varlığını.Yani şu anı unutur insanoğlu çoğu kez. Halbuki o gelecek şimdidir. Geçmişteki büyük ümitlerimizin mutluluk dolu düşlerimizin geleceğidir şimdi. Ve yarınlar… İşte o yarınlar da ancak daha sonraki yarınların cefa dolu hazırlayıcısı olmaktan başka bir şey olmayacaktır.

Kendimi bildim bileli derler ya, işte insan beklentiye sahip olabilmeye başlamasıyla birlikte, hayattan bir şeyler bekler. Bir şeyler düşler ve tasarlar. İlkin ortaokulda kahredici sınavlar ve rahat lise ümitleri kurulmuştır.. Ardından işin rengi belli olur ve esas huzur üniversitedir ,vakit diş sıkma vaktidir. Nihayet üniversitelidir ve gençliğin en güzel dönemidir fakat buna karşın finaller vizeler diplomayı alma derdi .Diplomayı alacak ve özgür olacaktır. Diplomaya sayılı zaman kala yeni bir dert iş bulunacaktır. Diş sıkma vaktini geçmemiş miydik der. Az kalmıştır herhalde. Bunun gibi iş bulunur para derdi eş bulunur çoluk çocuk derdi ve nihayet bitti derken de yeni tanışmışlığı olan hastalıklar insana arkadaşlık etmeye başlar. Nedense mutluluğun sırası hiç gelmez insanda. Doğanın kanunu mu yoksa insanın kendisine ettiği bilinçsiz eziyet mi sorgulanması gereken bir olgudur her birimiz için. Halbuki en can alıcı sahne şimdidir. İnsan andadır. Oyunun kahramanı işte oyunun en kritik sahnesindedir hem de her saniye. Huzuru mutluluğu insanın kendisini ertelemesindense, zamanın oynadığı bu sinir bozucu oyuna karşı insanın mutlu olmasını bilmesi gerekmektedir. Yarınki sınavdan sonra değil henüz sınav olmamışken mutlu olmayız. Emekli olduktan sonra değil emekliliğe giden yolda huzuru aramalıyız. Bu yol bizi emeklilikten daha çok mutlu etmelidir. Nitekim bu düşünce ile geçirilmiş birkaç günden sonra aniden tesir eden soğuk bira gibi o yorucu ve bıkkınlık verici olaylar, yarınlarda sakladığımız mutluluğu bizzat henüz canlı ve heyecanlı iken verecektir. Ne yaşlanmaya gerek vardır bu uzaktaki huzur için, ne de cefa dolu bugünlere. Anı yaşamak bastığımız yerlere bilerek basmak, isteyerek zevk almak hatta arasıra kumdaki izlerimizden “iyi ki yapmışım”ları okumak gerekir. Yoksa hem kendimize hem tüm bu nimetlere hem de geleceğimize ihanet etmiş oluruz.

Kısacası güncel siyasi stresler, uzun vadeli ekonomik veya sosyal problemler, anlık rahatsız edici depresif hususlar. Hepsi insan iradesi altında rüzgarda savrulan kuru yapraklardan daha hafiftirler. Ola ki mutlu olma zamanını şimdi bilelim, huzur yakınlarda fark edelim…

Alişan Burak Yaşar

Additional information