Friedrich Engelsten bir alıntı

Hegel' göre, gerçeklik, hiçbir şekilde her koşulda ve her zaman, şeylerin belirli bir siyasal yada toplumsal duruma uygun gelen bir san(attribut)değildir. tam tersine, Roma Cumhuriyeti gerçekti, ama onun yerini alan Roma İmparatorluğu da aynı şekilde gerçekti. 1789 Fransız monarşisi, o akdar gerçek-dışı yani tüm zorunluluktan yoksun, o kadar usa aykırı olmuştu ki, Hegel'in her zmana büyük bir coşku ile sözünü ettiği Büyük Devrim tarafından yıkılmalıydı. Bunun sonucu olarak, burada, monarşi gerçekdışı, devrim ise gerçek olandır. Ve böylece, gelişmesi sırasında, daha önce gerçek olan herşey gerçek-dışı olur, zorunluluğunu yitirir, var olma hakkını, ussal niteliğini yitirir; cen çekişen gerçekliğin yerini, yeni ve yaşnabilir bir gerçeklik alır; ve bu , eğer şeylerin eski durumu direnç göstermeden ölecek kadar usçul olursa barışçıl yolla, yok eğer zorunluuğa karşı durursa zor yoluyla olur. Ve böylece Hegel'in savı, gene hegelci diyalektiğin oyunuyyla kendi karşıtına döner: insan tarihi alanında gerçek olan her şey , zamanla, usa aykırı olur, demek ki, gelecek, yazgısı gereği ,daha önceden usa aykırıdır, önceden usa aykırılıkla leklenmiştir : ve insanların kafasında ussal olan ne varsa gerçek olmaya adaydır.

Additional information